GİTME DEDİKLERİMİZİN GİTTİĞİ GİBİ

Ben küçükken kışın oturma odamızın buğulu camına içimden gelenleri yazardımbuğu çözülünce yazdıklarımdagiderdi,sonra çok üzülürdüm bir daha yazmayacağım derdim ama yine cam buğu oluncadayanamayıp yazardım çocukluk işte, sonra alıştım artıkbugunun çözülüp gideceğini bilerek yazmaya başladım bu sefer. Ben yazacağım buğu çözülecek ve yazdıklarım kaybolacak, hem üzülüyordum hemde mutlu oluyordum, küçük dünyamda mutlu olacağım çok şeylerim vardı ozamanlar.
 Akşamları bir yıldız seçerdik kendimize herkesin bir yıldızı olurdu. seçtiğimiz yıldız kayarsa şanslı birgünde olduğumuzu bilirdik. Severdik seçtiğimiz yıldızı sahiplenirdik, o benim yıldızım derdik, sevmek ozamanlar dokunmaktan öte bir şeydi. Uzaktan çok uzaktan sevmeler vardı, bakışarak sevmeler vardı, dokunmadan. Ne güzel arkadaşlıklar vardı, sonra ne olduda bittiler bilmiyorum, arkadaş derdik ama kardeş gibi bir şeydi. Bir kitap alınırdı aynı kitabı bir kaç kişi birden okurdu elden ele dolaşırdı. İnsanlar dertlerini komşularına anlatırlardı, iyi gelirmiş paylaşmak,konuşmak, paylaşıp konuşunca sanki o dert azalırmış bitermiş gibi olurmuş, bir güven vardı ozamanlar komşuna arkadaşına. Öğlenden sonra komşu oturmaları olurdu evin çocukları gider annem bu gün size oturmaya gelecek müsaitmisiniz diye sorardı, Şimdi ise bırak dert anlatmayı, konuşacak komşu, oturmaya gidecek komşu bulamıyor insanlar, Boza içilirdi akşamları bozacı geçerdi mahallelerden, gündüzleri yoğurtçu geçerdi, tepsi yoğurdu satılırdı. Kapılar sonuna kadar açıktı yada kapıların üzerinde anahtarlar vardı komşu açıp girerdi içeriye, Cumartesi akşamları Türk sineması vardı şansına ne hangi film olursa o izlenirdi, Mektup yazılırdı,satırlarıma başlamadan önce diye başlardı mektuplar, Bayramlarda ve yılbaşlarında tebrik kartı atılırdı sevdilerine, değer verdiklerine. Lisede, olurya bir dersi çalışamazsın sınav yapar öğretmen sıra arkadaşın kopya verirdi teşekkür edersin mahsup olup birşeyler ısmarlarsın arkadaşına o iyiliği hiç unutmazsın.Küçükken hastalandığımızda ilacın tadını hiç sevmezdik annemiz ya yemeğe yada meyve suyuna katardık, işe yarar hemen iyileşirdik. Hastanelerde hasta ziyaretleri cumartesi, pazar olurdu mutlaka gidilirdi hasta  ziyaretlerine 14.00 ile 16.00 arasında. Üniversite sınavlarına girmedin önce çocuklara okunmuş pirinç yedirilirdi tüm komşular bileşip okurlardı. Bir yaz tatilinde köye gitmiştik bayramdı, Babamın dayısı kardeşimle bana bayram harçlığı vermişti, bizde köyün bakkalına gidip hiç unutmuyorum amcam larda kalıyoruz çay ve şeker almıştık, para harcayacak bir kültürümüz yoktu kardeşimle, bizim için bir şey ifade etmiyordu, annem aristokrat büyütmüştü bizi esasında gözü gönlü tok, ne mutlu bana ve kardeşime,
Sonra bir bakıyorsun seneler birer, birer geçmeye başlıyor. Şimdilerde çok moda olan eskiden öyleydi veya eskiden böyleydi dediğimiz her şeyi özler konuma gelmişiz.  Oyunun tüm kurallarını biz bozduk insanlar! Önceden film lerde çocuklar babaları ile balık tutmaya giderlerdi, şimdi ise dizilerde lüks gerçek dışı yaşamları izlettiriyorlar özenti ve mutsuz insanlar olarak çoğalarak büyüyoruz.
Bu dünya hayatı sadece oyundan ibadettir, oyunuda kuralına göre oynamak gerekir.
Bir insanın kalbi nekadar temiz ise, okadar temiz kalpliler nasip olur kalbine,
Biz insanlar nelere talip oldukta bukadar kirlendi dünyamız?