İNİŞLER VE ÇIKIŞLAR BİRBİRİNİ DENGELER

Yaşam evrelerden, dönemlerden oluşur.
Bu evrelerin hepsinde iniş-çıkış, yükseliş, dönüş, başarı, başarısızlık yaşanır.
Buna varoluşun dengesi diyebiliriz. Varoluş bu dengeye bağlıdır. Bunlardan biri diğerinden üstün olursa denge bozulur ve varoluş ortadan kalkar. Yani zıt kutupların birbirini tamamladığı noktaya denge noktası ya da başka bir deyişle denge noktasına ancak zıt kutuplar eşit miktarlarda oldukları zaman yani birbirlerini tamamladıkları zaman ulaşılabilir diyebiliriz.
Bir otomobil düşünelim, önünden ve arkasından eşit miktarda bir itme kuvveti uygulanıyor olsun. Kuvvetler eşit olduğu için otomobil hareketsiz kalacak ve aynı yerde varlığını sürdürecektir. Kuvvetlerden biri diğerinden üstün olursa otomobil güçlü kuvvet yönünde hareket edecek ve aynı doğrultuda sonsuza kadar sürüklenecektir. Hareketsiz kaldığı noktada varlığı yok olacak, hiçbir noktada varlık gösteremeyecektir. Hayatta hep inmek veya çıkmak da otomobil gibi hep aynı yönde sonsuza kadar sürüklenmektir. Ta ki kuvvetler eşitleninceye dek. Kuvvetlerin eşit olduğu nokta denge noktası, zıt kuvvetlerin birbirini tamamladığı noktadır. İşte iniş ve çıkışların birbirini tamamlaması birbirlerine zıt kuvvet olmalarından kaynaklanır.
Herşeyden evvel zıt olarak algılanan bütün olgu, kavram kuvvetler kısaca zıt olan her şey zıttı olduğu için öyle algılanır. İniş ve çıkış kavramlarını da tanımlamak için ikisinin de birbirine ihtiyacı vardır.
Zıt kavramların birbirini tanımlamak hakkında şunları söyleyebiliriz.  Zıt olarak tanımlama, algıladığımız her şey başta da söylediğim gibi zıttı ile vardır ve birbirini açıklaması bakımından doğal bir gerekliliktir. Zıt olan kavramların birisinin fazlalığı ya da eksikliğinde dengesizlik ve düzensizlik söz konusudur. Doğada bu şekilde oluşan dengesizliği, düzensizliği hatta kaosu çözmek için bütün bahsettiğim zıt kavramlar denge düzeyine ulaşılacak seviyede bulunmalıdır. Birçok dini inanç ve felsefi düşünce hatta bilim dahi doğanın ve evrenin bir denge üzerine kurulu olduğunu göstermektedir.
Gündüz olmadan gece, sıcak olmadan soğuk, kış olmadan yaz olmaz.
Yaşam-Ölüm-Güneş-Ay-Gece-Gündüz.
Bu oluşumlar tek başlarına var olamazlar.
Biri olmadan diğeri olamaz. Pozitif ve negatif enerjilerinin birbirleriyle olan ilişkileri varoluş kuralıdır.
Eğer yaşam çizgimizi yazılı olarak kabul edersek niye halen çaba göstermekteyiz?
Nedir bizi iten mekanizma?
Bir şeyleri düzeltmek ve hedef ulaşmak arzusu nedir?
Evrende yaşama geliş için bir amacımızın olduğuna görünenin ardında bir düzen yarattğı kesindir.
Düşüncelerimiz yaşamızın tohumlarıdır.
Tohumları farklı yollar ile ekebiliriz. Düşüncelerimiz tohumlarımızdır temelidir; ve düşünmek tohum ekme yolarımızdan biridir. Düşünceleri biz seçiyoruz.
Genelde yaptığımız bir şeyin sonuçlarını iniş veya çıkış olarak görebiliriz. Fakat sadece iyi davranışta bulunma düşüncesi bile, evrende bir değişiklik getirecek kadar güçlüdür.
Evrende herşey kendi zıttını taşır “İnişler ve Çıkışlar” da aynı şekilde birbirini dengeler.