YÜRÜMEYEN İLİŞKİLER NEDEN ACABA?

 
Birçoğumuzun ilişkisi tam istediğimiz gibi yürümüyor. Yürütecek bir ilişkimiz bile yok belkide. Genelde de suçlu hep karşı taraf, nedense kendimizi hiç suçlu göremiyoruz. En çok kullandığımız veya anlatmak istediğimiz beni anlamıyor! Önceleri beni daha sık arardı, şimdi ise sesi kesildi bende ona cevap vermeyeyimde aklı başına gelsin. Hep bir cezalandırma durumları.
Bıktım artık her dakika tartışıyoruz, beni neden anlamıyor, beni sevmiyor
Yok yok seviyor ama, kıymetimi bilmiyor.
Değerimi anlamıyor.
Yok fazla yüz vermeyeceksin!
Bu cümlelerden birini mutlaka kullanmışsınızdır.
Şimdi hep beraber ilişkimizi bir gözden geçirelim, ne dersiniz?
Şu an bir şey hatırladım, çok geçmiş zaman öncesi hatta öğrencilik yıllarım. Koza adında bir kız arkadaşım vardı çok samimiydik Fransız dili ve edebiyatı bölümünde okuyordu. Koza da hep bir mutsuzluk durumu hâkimdi. Erkek arkadaşı onu devamlı arasın istiyordu.
 
Ona şunu sordum;
 
Kafandan geçen ideal ilişki nedir?
Beni sürekli arasın istiyorum.
Esasında sorun sevgilinde değil sorun sende,herşeyi kendin yaratıyorsun sorunun çözümü sende.
 
Sevgilisinin onu devamlı aramasının mümkün olmadığını anlattım.
 
Ve şu soruyu sordum;
Devamlı seni aradığında mı mutlu olmak istersin,  yoksa seni aramadığında da mutlu olmak istermiydin?
Tabi ki mantıklı cevabı aldım. İkinci seçenek
 
Problemlerin kaynağı “yeteri kadar ilgi görmüyorum”.
Esasında bu noktalara getiren yönetilemeyen “EGO”… Biliyorsunuzki egolarımızla doğuyoruz. Yönetmek elimizde aslında, Ego bizim küçük iken sergilediğimiz davranışlarımızın bugünkü modeli. Hayatınıza sizinle hiç veya yeteri kadar ilgilenmeyen bir erkek çektiyseniz, çocuklukta erkeklerle ilgili aldığınız karardır. Karşınızdaki erkeğin davaranışlarından siz sorumlu değilsiniz, ama o karakterde bir erkeği hayatınıza ÇEKEN sizsiniz. Bundan siz sorumlusunuz
Çocukken babanız sizinle çok ilgilenmedimi
Karar veriyorsunuz “erkekler böyle”, bende hayatımda yeteri ilgiyi göremeyeceğim. Ya da babanız çok ilgilendi, üzerinize fazla geldi bu seferde “yeter artık bu kadar bir erkeğin üzerime düşmesini istemiyorum” dediniz.
Karar;“Bu kadar ilgi can sıkıcı, kendimi hapiste gibi hissediyorum” dediniz
Anneniz veya ablanız eşlerinin nekadar ilgisiz olduğundan yakındı.
Karar;“annem, ablam, yakınlarımdakiler bile bunları yaşadı demek ki bende bunları yaşayacağım” dediniz ve üzerinize ilgisiz bir erkeği çocukluğunuzda çektiniz üzerinize.
 
“EVREN ALDIĞINIZ KARARLARA UYGUN BİR GERÇEKLİK HAZIRLADI”
Evren kararınıza uygun erkekleri hayatınıza getirmek zorunda.Çünkü bu güçlü sinyalleri siz gönderdiniz.
“ALDIĞINIZ KARARLARIN SONUÇLARINI YAŞAYACAKSINIZ”
Karşınıza on adam çıksa bile siz gidip en ilgisiz olanını çekeceksiniz. Sanki erkekler ve ilgisizlik hayattaki ana konunuz olacak.
Diyelimki bir ilişkiniz başladı. Başta her şey çok güzel gibi olabilir. Ama bir süre sonra siz “erkek ilgisizdir” diye sinyal yayarsanız. İlişkinizde yaşamaya başladığınız sorunlar hep ilgisizlik üzerine olacaktır.
Bu anlattığım örnekleri daha fazla yaşamak istemiyorsanız
Bir seçim yapılması gerekiyor....
 
Peki nasıl?
 
Egonuza inanmayı veya inanmamayı seçiyorsunuz. Artık biriktirmiş olduğunuz seçeneklerin sonucunu yaşamak istemediğinize karar veriyorsunuz.
 
Şöyle düşünün;elinizde 2 adet kupa var biri EGO diğeri DEĞİŞİM.
Unutmayın ego sizi tekrar ele almak için çok çaba sarfedecektir. Sakın teslim olmayın. Sizi avucunuz içine almaya çalışacaktır.
“DEĞİŞİM” kararı aldınız, ona ODAKLAYIN kendinizi.
 
TEBESSÜM – ODAKLAN –DEĞİŞTİR
 
Üç adımı mutlaka takip edin. Ortada tek olan şey olmak aslında, yani olmasını arzu ettiğiniz şey.
Önce siz o kişi olun. Olmasını isteğiniz kişiye odaklanın ki değişim süreciniz çalışmaya başlasın. Egonuzu tekrar iş başına gelmesine izin vermeden.
Gülümseyi öğrendiğiniz an hemen yeni odağınızı vene yöne gitmek istediğinizin komutunu açık ve net bir şekilde verin.
Artık bundan sonra tek yapmanız gereken şey odaklanmak ve Değişim sürecinin içine girmek.